gereksinimlerimiz üzerine konuşuyoruz aslında. yaşamak, aşık olmak, evlenmek gibi. yalan söylemekte var bunun içinde. elbette hoş bir şey değil, elbette insanları soğutuyor sizden; ama söylüyorsunuz işte. ara vermeden hemde, sıklıkla, aksaklıkla. iyi olduğunuzu söylüyorsunuz, mutlu, meshud olduğunuzu. bütün hayallerinizi gerçekleştirdiğinizi söylüyorsunuz. fezaya çıkmadığınız halde çıktım ben güzeldi diyorsunuz. inat ediyorsunuz bir de, bu sürreal gerçeklikler üzerine. dest- izdivacınıza talibim diyorsunuz; inanmadan, inandırmadan sevdiğinize...
ne büyük ahmaklık ediyorsunuz halbu ki; hala her sabah bambaşka bir ülkenin sınırları içinde uyanmadığınız için ağlamıyorsunuz. en büyük hayaliniz; taşlı, ucsuz bucaksız bir kumsalda bağdaş kurup denize taş atmakmış gibi davranıyorsunuz. inat ediyorsunuz ahvalinize, bertaraf oluyorsunuz!
kimi kandırıyorsunuz?
sevdiğinizden ilk ayrıldığınız zamanı ne çabuk unutuyorsunuz!
tesadüf eseri cam kenarına düşmüş uçak koltuğunuzdan dışarı bakarken ki mahsunluğunuz var bi' de. hani şu kafanızı koltuğa yaslayıp sağa doğru çevirdiğiniz. yanınızda oturan adamın size baktığını farkederek, umursamayarak, kendini mavi bir gökyüzünün sahibi sayarak. hostesin; "ne alırdınız?" sorusuna ayılıp kendinize gelene kadar ki hani...
alkış!
bu zamana kadar yaşadıklarınız için değil, yaşayamadıklarınız için alkış. her sakal traşı sonrası; "acaba gençlentim mi lan?" sorusunu sorduran bu yaşınıza alkış.
alkış ulan!
yine bu sabah uyanamadığınız bir yeni zelanda sabahına alkış..."
biryerlerde birileri güzel şeyler yazıyor....tamamı ya da bir cümlesi hayatının belki özeti oluyor.bu da onlardan biri
kendimce
24 Eylül 2011 gününe ithafen...
ellerine sağlık adam :)
2 yorum:
güzel bir yaş olsun..
teşekkürler uğur..:)
Yorum Gönder