Bir ada arıyorum;rakamlardan uzak mı uzak,para, pul, zarar konuşmak yasak

30 Nisan 2010 Cuma

dokuz altı yollarında

Çocukluğum Henüz Sıcak
İnanın Sonrası Yok
Sabah Akşam Çalışırım
Bakmayın Tantanaya Çok
Umutlar Bir Kasada
Sıkışmış Bir Masada
Dokuz Altı Yollarında Oy
Bir Ömür Geçer Buralarda
Sanki Yarın Dünden Uzak
Bitmeyen Bir Izdırap
OyDokuz Altı Yollarında
Bir Zincir Boğazımda
Sıkar Sıkar Gevşetemem
Ağlayamam
Ayda Yılda Bir Kaçamak
Kaçsak Bile Yaşama Bak
Dokuz Altı Yollarında
Gülmek Yasak
Savrulmuşuz Odalara
Bahara Ve Dağlara Hasret
Şu Gördüğün Döner Koltuk
Sanki Ömür Törpüleyen Rulet


http://fizy.com/#s/12udi1

28 Nisan 2010 Çarşamba

tatsız,tuzsuz

arada hayat...tatsız,tuzsuz...

birkaç satır şiir demiştim belki...

çarşamba günlerine ithafen;


BİLİYORUM SANA GİDEN

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...
Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki
Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri


CEMAL SÜREYYA

16 Nisan 2010 Cuma

yollar

"gitmekle kalmak arasında bir yerlerdeyim...ne kalmışlığım var ne de gitmişliğim... ikisinin de kaynadığı bir kazan burası..karar vermenin sancısı,kazanın sıcaklığı..terlemekteyim...

yollarımın adları var birer tane..birine gitmek koydum doğduğum anda,ötekine kalmak dedim yaşlandığımı hissettiğim gün..biliyorum isimleriyle aynı kişilikleri taşıyorlar..ikisi de canımı yakıyor...ikisinin doğmasında da benim payım var..

anılarla dolu ikisi de...
ikisi de acı vermekte...."



*yazı alıntıdır...


kendimi adamakıllı iyi hissedene kadar yazmayı düşünmüyorum blog....belki birkaç satır şiir...........

15 Nisan 2010 Perşembe

hey billy :)






bir pantolon askısı bir erkeğe bu kadar mı yakışır :D










12 Nisan 2010 Pazartesi

Açılmamış Kapılar

Ne varsa yarım kalmış, geleceğindir
Bir kez girilmiş sokaklar
Açılmamış kapılar

Bilir misin iki kökeni var hüznüniyetinin:
çiçek durumu aşklar,
yaprak düzeni siyasalar.



Cemal Süreyya


****Yarım kaldıklarım,yarım bıraktıklarım,bırakıldıklarım,
bilmediğim sokaklar,geçmediğim kapılar,açmadığım pencereler,
arada bir yakamı yakalayan hüznüm,
hüznümün sebebiyeti..
ben..
aşklarım,aşksızlıklarım
sıkılmışlığım
ateletsizliğim


elimi uzatıp acmak ıstedıgım kapılar
ve
adımımı atıp gecmek ıstedıgım köprüler..

adına...

9 Nisan 2010 Cuma

Çikolata,Yağmur Ormanları ve Orangutanlar

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek zinciri olan Nestle’yi hepimiz biliyoruz. Bilmediğimiz şey ise Nestle’nin Endonezya’daki yağmur ormanlarının yok edilmesinden sorumlu olan en büyük şirketlerden biri olduğu. Nestle aralarında KitKat’ın da olduğu onlarca üründe kullandığı palmiye yağını Sinar Mas adındaki Endonezya’nın en büyük tedarikçisinden sağlıyor. Sinar Mas ise ürünlerini yasalara aykırı bir şekilde yağmur ormanlarında açılmış ve hala açılmaya devam eden palmiye tarlalarından elde ediyor. Özetle Nestle’nin ihtiyacı olan yüzbinlerce tonluk palmiye yağı yağmur ormanlarının yok edilmesiyle elde ediliyor. Greenpeace’in geçen hafta başlayan Nestle karşıtı küresel internet eyleminin hemen ardından, şirket Sinar Mas ile olan direkt iletişimine son verdiğini açıkladı. Ama kullandığı diğer tedarikçiler de palmiye yağını bu orman katili şirketten aldığından Nestle hala orman katliamından ve evsiz kalan orangutanlardan sorumlu. Üstelik kampanya videomuzun yayınlanmasından bir kaç saat sonra YouTube’dan kaldırılmasını sağlayarak biraz da paniklemiş görünüyor.

”Kaynak: Greenpeace Türkiye

6 Nisan 2010 Salı

Güneşten sıcak, sudan çıplak, Martıların kanadı gibi... tutsak..



http://fizy.com/s/1aho1d

denizde vardı oltam bir balık tuttum zannettim
baktım hepsi rüyaymış mekanım yanmış bir orman
ve tek seçimse çaresizlik ona inanma
göz gördüğünden korkmaz
eski bensem bir çiçek olsam da solmam
anlatsın bilen kimse
hep çeken bilir demişler çekense susmuş
hep konuşmuş çekmeyen kim varsa
anlatsın derdi çeken hüzün kaplı yüzlerinde
karışmakta dertler ellerinde kürekle kazma
ve der ki şeytan yazma
ben olsam neyle anlatırım neyle anlarım
ben anlatmazsam hangi sazla mürekkebim elimde kağıdım aynam
gönlü saydam olan anlar ancak
işte sayfam hergün intihar peşinde ve umutlar peşinde
bu dünya kapkaranlık ışık başka yerde herkes peşinde
herkes sandığı kadar iyi olsaydı keşke
en azından ay beklerdi üstümde yalnız gecede
Hiç kimsenin kalbi/şansı yok
Bu benim kendi alın yazım
seveceğim başka yolu yok
Seveceksin başka yolu yok
Naklen mutluluk istiyoruz
di mi
Naklen huzur istiyoruz
Naklen sevgi istiyoruz
Naklen...
Niye varız...
Ey gökyüzü...
Aydınlık mısın benim kadar ve karanlık
Hasret yakarmış, kavuşmak varmış
Güneşten sıcak, sudan çıplak
Sanırım hiçbirşey yok aramızda aşktan başka...
Vay hayat, ey hayat..!
Başka seveceksin başka şekilde başka biçimde
Güneşten sıcak sudan çıplak...
Martıların kanadı gibi...
TUTSAK..!
Niye varız...
Aşktan başka...

5 Nisan 2010 Pazartesi

İstanbul'a gitme vakti geldi de geçmekte..
1,5 ay daha bekleyebilir miyim..?
el mahkum


http://fizy.com/s/1bbbo2

2 Nisan 2010 Cuma

Dalını unutma

Bir sürü özlem girdi oysa.

Erken koparılmış üzümler gibi.

Araladımsa..



Ben bu kapıyı açtımsa,

Aralamayı anlamak içindi.

O kapıdan şimdi çıkan,

Gecikmiş bir sürü arayan,

Açtımsa!



Nasıldı oda desem şimdi,

Ne vardı orada?

Giren neydi,çıkan kimdi,

Ne yoktu ardında?

Olmayan kimdi?





Ö.A.